Türkiye ekonomisinde hanehalkının Türk lirasına olan güveninin dirençli kalması, S&P Global Ratings tarafından yayımlanan son analizle ortaya kondu. Kurumun 2026 yılı Ekim ayı değerlendirmesine göre, döviz talebindeki azalma ve liraya olan güven, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini kısmen yeniden oluşturmasına imkan sağladı. Aynı zamanda, Orta Doğu'daki savaşın tetiklediği enerji fiyat şoklarının ekonomide enflasyon ve büyüme üzerinde belirgin etkileri olabileceği vurgulandı.
Hanehalkının Liraya Güveni ve Banka Mevduatları
S&P Global Ratings, Eylül 2026 itibarıyla döviz cinsinden mevduatların toplam banka mevduatları içindeki payının yüzde 38,7 seviyesinde sabit kaldığını belirtti. Bu durum, yıl başından itibaren liraya olan güvenin korunmaya devam ettiğini gösteriyor. Ayrıca, fon soruşturmaları ve yatırım fonlarının tasfiyesi gibi finansal gelişmelerin etkileri sınırlı kalırken, Merkez Bankası'nın hızlı likidite desteği ve düzenleyici önlemler finansal piyasalarda bulaşmanın önüne geçti.
Fon çıkışlarının büyük oranda Türk lirası cinsinden mevduatlara yönelmesi, liraya yönelik geniş çaplı bir güven kaybının yaşanmadığını işaret ediyor. Bu gelişmeler, Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırabilir.
Enerji Fiyat Şoklarının Enflasyon ve Ekonomik Büyümeye Etkisi
Orta Doğu'daki savaş nedeniyle yükselen enerji fiyatları, Türkiye'de enflasyona yukarı yönlü baskı yapabilir. Kurumun tahminlerine göre, 2026 yılında enflasyon ortalama yüzde 30,9 seviyesinde gerçekleşirken, 2027'de yüzde 21,7'ye gerilemesi bekleniyor. Bu durum, tüketici fiyatlarında belirgin artışların devam edebileceğine işaret ediyor.
Ekonomik büyüme açısından ise 2026 yılı için yüzde 3 civarında bir büyüme öngörülüyor. Bu oran, geçen yılki yüzde 3,7 büyümenin altında kalmakla birlikte, Orta Doğu'daki gelişmelerin etkisiyle önceki tahminlerden 0,4 puan daha düşük. 2027 yılında ise büyümenin tekrar yüzde 3,7 seviyesine yükselmesi bekleniyor.
Kamu Maliyesi ve Kredi Notu Görünümü
Bütçe açığının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya oranının 2026 yılında yüzde 3'e yaklaşması beklenirken, kamu borcunun GSYH'ye oranının yüzde 30'un altında kalması öngörülüyor. Bu göstergeler, mali disiplinin sürdürülebilir olduğunu düşündürebilir.
S&P Global Ratings, Türkiye'nin kredi notunu "BB-/B" olarak teyit etmiş ve not görünümünü "durağan" olarak korumuştur. Kurum, para politikası ve ücret belirleme politikalarının sıkı tutulması ve döviz rezervlerinin tüketilmemesi durumunda, Türkiye ekonomisinin mevcut enerji fiyat şokunu aşabileceği değerlendirmesini yapmaktadır.
Ekonomik Aktörler İçin Olası Yansımalar
Hanehalkının liraya olan güveninin devam etmesi, özellikle tasarruflarını yerel para biriminde tutan bireyler için olumlu bir gelişme olabilir. Döviz mevduatlarında istikrar, finansal piyasalarda ani dalgalanmaların önüne geçebilir.
Öte yandan, enerji fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerinde baskı oluşturması, işletmelerin maliyetlerini artırabilir. Bu durum, fiyatlama stratejilerinde ve bütçe planlamasında dikkatli olunmasını gerektirebilir. Büyüme beklentilerindeki yavaşlama ise yatırım kararlarında temkinli yaklaşımı destekleyebilir.
İlgili içerikler
- Meclis Genel Kurulu'nda Tasfiye Edilen Yatırım Fonları İçin Kritik Kanun Teklifi
- Merkez Bankası Rezervlerinde 4 Milyar Dolarlık Artış ve Ekonomiye Yansımaları
- Türkiye'nin Ticari Araç İhracatı 5 Milyar Doları Aştı